25.04.2021 Tarihi Gerçekler Çarpıtılamaz

25.04.2021 15:56:46

 


TARİHİ GERÇEKLER ÇARPITILAMAZ!

 

ABD Başkanı Biden'ın 1915 olaylarına dair yapmış olduğu 24 Nisan tarihli açıklamasını kabul etmiyor ve en güçlü şekilde kınıyoruz.

 

Yıllardır arşivlerin açılması ve meselenin tarihçilere bırakılması yönündeki sağduyulu çağrılarımıza rağmen, siyasi düşüncelerle yapılan bu tip açıklamalar maksatlıdır ve tarihi gerçeklerle çelişmektedir.

 

Ermeni meselesinin bilimsel açıdan değerlendirilebilmesi için, ABD ve İngiltere başta olmak üzere batılı devletlerle Rusya, Gürcistan ve Ermenistan devletlerinin o döneme dair arşivlerinin erişilebilir olması gerekir. Halbuki konuyu tarihi anlamda açıklığa kavuşturacak bu kaynaklar ya tamamen kapalıdır veya kısıtlı olarak bilim insanlarının çalışmalarına açılmıştır. Oysa Türkiye bu hadiseye ilişkin kaynakları tamamen ve kısıtlamasız olarak açmış bulunmaktadır.

 

İşin bir başka ve önemli yönü ise hukuki boyutudur. Radikal Ermeni çetelerinin 1890’dan 1896’ya kadar devam eden isyanları ve 1. Dünya savaşında paramiliter unsurların yarattığı tedhiş ve katliamlara karşı Osmanlı Devleti "Muvakkat Sevk ve İskan Kanunu” ile meşru müdafada bulunmuştur.

 

1915 yılının 27 Mayıs’ında kabul edilen bir kanunla, Ermeni toplumunun bazı kesimlerinin bir yerden başka bir yere -ama başka bir ülkeye değil-, devletin bir noktasından yine başka bir noktasına nakillerini ön gören bir düzenleme yapılmıştır. Söz konusu olağanüstü süreçte Ermeni toplumunun paramiliter örgütlerinin cephe gerisindeki masum insanlara yönelik katliamlara girişmesi ile Osmanlı Devleti acilen bu konuyu hukuk zeminine taşımak zorunda kalmıştır.

 

Sevk ve İskân Kanunu ile Osmanlı Devleti, kendisine isyan etmiş ve silah doğrultmuş olan Ermenileri hâlâ vatandaş olarak görmüş, onları sınır dışı etmek yerine bir başka noktada yaşamlarını sürdürebilecek şekilde karar almıştır.

Osmanlı Devleti topraklarında, İngiltere ve Fransa’nın desteğinde ve ABD’nin himayesinde bir Ermeni Devletinin kurulmasına yönelik çalışmalar, Türk milletinin 19 Mayıs 1919 tarihinden itibaren Mustafa Kemal Paşa liderliğinde yürütmüş olduğu “İstiklal Harbi” neticesinde imzalanan 24 Temmuz 1923 tarihli Lozan Barış Antlaşması ile son bulmuştur.

Bu antlaşma, ulus devlet olarak kurulan yeni Türk Devleti’nin hukuki varlığı ve sınırlarını tüm dünyaya kabul ettirmiştir.

 

Böylelikle batılı devletlerin istismarına açık olan “Ermeni Meselesi” veya “Şark Sorunu” da ebediyete kadar kapanmıştır.

 

Uluslararası ve yabancı mahkemelerde görülen davalarda da Türkiye’nin ve Türk tezinin haklılığı ortaya konulmuştur.

 

Bu çerçevede, hukuki veya tarihi hiçbir dayanağı bulunmayan, tamamen Türkiye’ye karşı bir şantaj maksadı taşıyan ABD Başkanı Biden’in açıklaması kabul edilemez. Son iki yüz yıl boyunca kaybettiği coğrafyalarda soykırım, katliam ve etnik temizliğe maruz kalan Türk Milleti soykırım faili olamayacak yegane topluluktur.

 

İki yüz yıl önce Müslüman ve Türklerin çoğunlukta olduğu Mora ve bugünkü Ermenistan topraklarında tek bir Türk kalmamış olması, kimin veya kimlerin soykırım faili, etnik temizlik sorumlusu olduğunu ortaya koymakta yeterlidir.

 

Koca bir Amerika kıtasını, zamanının biyolojik silahlarıyla yerli halklarından arındıran, dünyanın hemen her tarafında vahşet ve yıkımlarla birlikte büyük katliamlar, soykırımlar gerçekleştiren; gözünü kırpmadan nükleer silahlarla iki şehri yok eden ABD, 1915 olayları ile ilgili söz söyleyebilecek son ülkedir. Daha dün Körfez Operasyonu ile yarattığı yıkım dünya kamuoyunun hatıralarında olanca canlılığı ile yaşamaktadır.

 

Dahili ve harici bedhahların işbirliği ve çabalarına rağmen soykırım günahı bu milletin üzerine yapışmayacak, bu hususta başımız asla eğilmeyecektir. Bizlerin devletten beklentisi, genel kınama söylemlerinden uzaklaşılarak, bu emperyal tavır ve tutum karşısında ülkemizdeki ABD lehine olan tüm avantajlı anlaşmaların gözden geçirilmesi ve gereğinin yapılmasıdır.

 

Aşağıda ismi bulunan barolar olarak ABD Başkanı'nın 1915 olaylarına dair yapmış olduğu 24 Nisan tarihli açıklamasını kabul etmiyor ve en güçlü şekilde kınıyoruz.

 

1. Afyonkarahisar Barosu

2. Amasya Barosu

3. Ardahan Barosu

4. Aydın Barosu

5. Balıkesir Barosu

6. Bartın Barosu

7. Bilecik Barosu

8. Bolu Barosu

9. Burdur Barosu

10. Çanakkale Barosu

11. Çankırı Barosu

12. Çorum Barosu

13. Denizli Barosu

14. Düzce Barosu

15. Edirne Barosu

16. Elazığ Barosu

17. Erzincan Barosu

18. Erzurum Barosu

19. Eskişehir Barosu

20. Giresun Barosu

21. Gümüşhane-Bayburt Bölge Barosu

22. Iğdır Barosu

23. Isparta Barosu

24. Kahramanmaraş Barosu

25. Karabük Barosu

26. Karaman Barosu

27. Kastamonu Barosu

28. Kayseri Barosu

29. Kilis Barosu

30. Kırıkkale Barosu

31. Kırklareli Barosu

32. Kırşehir Barosu

33. Kocaeli Barosu

34. Konya Barosu

35. Kütahya Barosu

36. Manisa Barosu

37. Muğla Barosu

38. Nevşehir Barosu

39. Niğde Barosu

40. Ordu Barosu

41. Osmaniye Barosu

42. Rize Barosu

43. Sakarya Barosu

44. Samsun Barosu

45. Sinop Barosu

46. Sivas Barosu

47. Tekirdağ Barosu

48. Tokat Barosu

49. Trabzon Barosu

50. Uşak Barosu

51. Yozgat Barosu

52. Zonguldak Barosu

 

 

Son Duyurular

  • E-Ticareti Güçlendirme Projesi Toplantısı
    27.03.2026 16:36:30
  • Kongre - III Marmara-İstanbul Depremine Hazırlıklı mıyız ve Sempozyum-V Marmara-İstanbul Depremi ve Özel Gereksinimli Bireyler
    26.03.2026 13:42:57
  • 25.03.2026 TARİHLİ CMK YENİ YOL ÜCRETİ TARİFESİ
    26.03.2026 10:55:34
  • BİLKENT ÜNİVERSİTESİ Prof. Dr. Sami Selçuk'a Armağan
    13.03.2026 15:40:47
  • AYDIN BAROSU ''SAVUNMA'' KARMA ESERLER AÇIK ÇAĞRISI
    13.03.2026 15:00:24
  • " Legal Aspect of Migration Management" Başlıklı Uluslararası Konferans
    4.03.2026 10:05:57
  • DUYURU Baromuzun 05.02.2026 ve 12.02.2026 tarihli yazıları ile; Manisa Defterdarlığı nezdinde 2026 yılı Ocak ayı itibarıyla uygulamanın değiştiği yönündeki 04.02.2026 tarihli Manisa Arabuluculuk Bürosunun yazı ve meslektaşlarımızca yapılan bildirimler üzerine, bağlı çalışan arabulucuların ücret talebi ve ödeme sürecinde işveren avukatın serbest meslek makbuzunu kullanıp kullanamayacakları hususunda T.C. Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü’nden görüş talep edilmiştir. 18.02.2026 tarihli cevabi yazıda; arabuluculuk faaliyetinin kendi nam ve hesabına yürütülen serbest meslek faaliyeti olduğu ve faaliyeti devamlı icra edenlerin serbest meslek mükellefiyeti tesis ettirmeleri gerektiği bildirilmiştir.
    18.02.2026 14:36:08
  • AV. KAZIM AZAMET AKADEMİK MAKALE YARIŞMASI
    23.01.2026 17:23:42